CPanel

Sati Kayalıbay

KAYALIBAY

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

MASKELERİMİZ VE YALANLARIMIZ

E-posta Yazdır PDF

 

 

 

     Hiç düşündünüzmü? Ne kadar çok maske takıyoruz. Bir tiyatroda oyununu oynayan bir tiyatrocu gibi,hem kendimize hemde seyircilere kaç çeşit yüzle görünüyoruz.Taktığımız bu maskelerle hem kendimizi hemde etrafımızdakileri nasılda kandırmaya çalışıyoruz...Hatta,bazen bu maskeler, ikinci bir doğamız bile olabiliyor.Sakın yalnış anlaşılmasın.Sizi yargılamıyorum.Kendimi anlatıyorum.Kendimi anlatırkende size hayatlarımızın en büyük sorunları ile ilgili bir "Farkındalık" sunmaya çalışıyorum.Maskelerimiz konusuna Doğan Cüceloğlu'nun yeniden insan insana adlı kitabında,Amerikalı psikoloğ Charles C.Finn'den alıntılanan bir şiirle başlamak istiyorum.

 

 

 

SÖYLEMEDİKLERİMİ İŞİTİN LÜTFEN

 

Bana aldanmayın!

Yüzüm bir maskedir,

Sizi aldatmasın.

 

Binlerce maskem var,

Çıkarmaya korktuğum,

Ve,

Hiçbiri ben değilim...

Olmadığımı göstermek

İkinci doğam oldu.

 

"Kendinden emin biri" dersiniz,

Sanki güllük gülistanlık

Benim için herşey...

Adım güven belirtir,

Ve,

Oyunumun adı

"ağırbaşlılıktır".

İçimde ve dışımda denizler sakin,

Her şeyin kumandanı ben

Kimseye gereksinme duymayan

Ben...

Fakat,inanmayın bana,

Lütfen!..

 

Her şey dışta düzgün ve çilalı,

Hiç yıpranmayan,her zaman saklayan

O maske!..

Altta ne güven,ne de rahatlık...

Altta,

Karışıklık,korku ve yalnızlık içinde bocalayan

Gerçek ben!..

Ama saklarım bu gerçeği savunuculukla...

Kimsenin bilmesini istemem...

Zayıf taraflarımı düşündükce,

Titrer ve sararırım...

Ya başkaları görürse iç dünyamı...

Gerçek ben ve yalnızlığımı!

İşte,

Maskelerimi onun için takarım...

 

Onun için,arkalarına saklanacak

Maskeler yaratırım...

Onlar,

Gösterişte kullanabileceğim

Parlatılmış yüzlerim.

Beni korur,bakan gözlerden...

 

Beni olduğum gibi kabul edecek,

Sevecek

Bakışlar bulamazsam,

Solacak kuruyacak gerçek ben...

Ve,

Ben bunu biliyorum.

Beni kendi maskelerimden kurtaracak,

Kurduğum hapishaneden kaçıracak

Diktiğim engellerden aşıracak,

Beni seven,

Beni anlayan

Bakışlar olacak.

Bana,

"Sen değerlisin" diyecek,

"Maskesizken,daha bir insansın"

"Daha yakın,daha bir dostsun"

Diyecek bir bakışa

Muhtacım...

 

Benim yanıma sokulman kolay olmayacaktır!..

Uyarırım seni dost!..

Uzun yıllar kendini yetersiz hissetmiş ben,

Sana kendini kolayca açamayacaktır...

Bütün gücümle tutunacağın maskelerime,

Ne kadar sokulursan yakınıma,

O denli şiddetli geri iteceğim seni...

Kim olduğumu merak ediyormusun?

Hiç merak etme...

Ben çevrendeki

Her erkek ve kadınım...

Maske takan her insanım.

 

 

     Temel soru şu:Neden maske takıyoruz? İnsanoğlu kendi içerisinde son derece karmaşık bir yapıya sahip olmakla birlikte,aynı zamanda sosyal bir varlıktır.Kendi içerisinde karmaşık bir yapıya sahiptir,çünkü var oluşunun bütün pozitif ve negatiflerini çeşitli derecelerde bünyesinde barındırmaktadır.Sosyal bir varlıktır,çünkü insanın hayatını beşeri alanda sürdürme gerekliliği onun için o kadar temel bir ihtiyaçtır ki,bu ihtiyaç sayesinde üremesini ve hayatını idame ettirebilecektir.Yani,bu dünyaya gelebilmesi için ikinci bir kişiye,yani annesine muhtaçtır.Yine hayatını idame ettirebilmesi için diğer insanlara,neslini devam ettirebilmesi için ise karşı cinse muhtaçtır.İşte bu durum insanın hem kendisi ile ,hemde diğerleri ile olan ilişkilerinde en temel ögelerden birisi olarak "İletişimi" ortaya koyar.

 

     Hayatımız boyunca kurmak zorunda olduğumuz iletişim,bizi fakirleştiren veya zenginleştiren bir süreçtir.Kendimize baktığımızda, "İç benlik" olarak niteleyebileceğimiz duygu,düşünce ve davranışlarımızı kapsayan iç dünyamız o kadar karmaşık ve kendimize özgüdürki,orada pozitifi temsil eden ruhumuzu,kalbimizi,saflığı ve aşkı görebileceğimiz gibi,negatifi temsil eden nefsimizi, zulmü ve karanlığı görebiliriz.Farkedebilenlerimiz için burası öyle bir arenadır ki,ya en çetin şavaşların yaşandığı,yada en derin kırılmaların ortaya çıktığı alandır.Ben insanoğlunun var oluş gerekcesini,bu dünyaya kendi özünü ortaya çıkarabilmek ve onu yaşamak ile ilgili bir doğum olarak görüyorum.Kendi özümüzü ortaya çıkarabilmek,ancak son derece uyanık bir bilinçle kusurlarımızı,zaaflarımızı ve aşağılıklarımızı gören,onları olduğu gibi kabullenen,onlarla yüzleşen ve bu doğumu gerçekleştirebilmek için savaşan bir irade gerektirmektedir.

 

     Siz bakmayın benim "Nefs,Nefs" dediğime.O öyle dominant bir olgudur ki,onu anlatırken bile çoğu kez sınırlarını bilemeyiz.Ve onun kapsama alanında konuşuruz.(Esasen nefs,misyonu icabı aşağıların aşağısına indirilmiştir.Onun gerçekte yeri ise çok yücedir.) Dolayısıyla,bu savaşta kendi hiçliğimizi görüp,yardım  talep etmezsek,kendimizi kırılmaların ortasında buluruz.Kırılmalarımız,kendi gerçeğimizi örtmemizin bir sonucudur ancak...Kendi gerçeğimizi örtmek,nefsimize hoş geldiğinden,çeşitli savunma mekanizmaları kullanarak,kendimize çeşitli yüzler yaratan maskeler ediniriz.Bu maskeler kendimiz olmadığından bizi yalanın dolanın tam ortasında bırakır...Kendimize güvensizliğimizin,yalnızlığımızın ve mutsuzluğumuzun sebebi olarakta hep diğerlerini gösterir.

 

     Diğer taraftan,insanın içerisinde yaşadığı toplumun dil ve kültürü,tıpkı bireyde olduğu gibi,nefsiyle yaşayan bir organizma misali,çoğunlukla kendi niyetine uygun itaatkar yığınlar oluşturmak istediğinden,yukarıda saydığımız kırılmaların en büyük tetikçisidir.Çünkü insan,beşeri boyutu nedeniyle aynı zamanda bir "Sosyal benlik" oluşturmak zorundadır.Hernekadar toplumun değer yargıları adaleti,doğruluğu ve iyiliği söylesede özde durum çok farklıdır.Genel olarak, özde durum bireylerin veya kurumların menfaati çerçevesinde oluştuğundan,diğerleri ile olan ilişkileri üstün olmak,almak ve yargılamak üzerine kurulmuştur.Böyle bir ortamda,diğerleri tarafından kabul edilmek için sosyal benlik gösterilir.Sosyal benlik,toplumun değer yargılarına uygun takılmış maskelerdir.Olduğum gibi görünürsem,red edilmenin kaygısıdır.Sosyal benlik ile ilgili taktığımız maskeler her zaman zararlı değildir.Herkezin birbirini yemeye çalıştığı bir ortamda,yüzeysel ilişkileri kolaylaştırıcı ve gereksiz sürtüşmeleri önleyici bir işlev görürler.Ancak yakın ilişkide taktığımız bu maskeler,bizi onlardan uzaklaştırır,sahte ve güvensiz bir ortam yaratır.Hatta,maskelere olan aşinalığımızın çok artması,bu "Sahte" davranışı ikinci bir doğa haline getirebilir.Bir taraftan sahte yüzlerimizle iyiyi ve güzeli oynarken,diğer taraftan aşağılanmak ve yargılanmak kaygısı olmaksızın kalplerimizi tümüyle açabileceğimiz,sırlarımızı paylaşabileceğimiz bir dostluğu oluşturacak sağlıklı bir iletişim nasıl kurulabilir? Kurulamaz...Kurulsa,kurulsa konuşulan konuyu araç olarak gören,amacın ise,karşısındakini yargılamaya yönelik savunucu bir iletişim kurulabilir.Kişinin kendisini gerçekten sevmediği ve güvenmediği bir ortamda diğerlerine sevgi ve güven verebilecek sağlıklı bir iletişimin ortaya çıkması düşünülemez...

 

     İşte,bu dışa ve içe dönük benliklerin birbirleriyle olan iletişimleri,kişiliğimizi oluşturan temel ögelerden birisidir.

 

     Gercek kişiliğimizi,yani özümüzü ortaya çıkarabilmek ise,savaşcı bir iradeyi gerektirir.

 

     Savaşcı bir irade bunu tek başına başarabilirmi?

 

     Hiç sanmıyorum...

 

     Savaşcı bir irade gereklidir,ancak yeterli değildir.

 

     O zaman ne yapacağız?

 

     O zaman tüm bu var oluşu yaratandan,senaryoyu çizenden yardım talep edeceğiz...

 

     Yoksa?..

 

     Yoksa, HİÇ...

 

 

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

busy
 

2009 İstatistikler

mod_vvisit_counterAktif Ziyaretçi28
mod_vvisit_counterDün En Fazla25
mod_vvisit_counterBu Hafta53
mod_vvisit_counterBu Ay222
mod_vvisit_counterToplam28838