CPanel

Sati Kayalıbay

KAYALIBAY

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

VURUN ALÇAĞA !

VURUN ALÇAĞA !

 

     Geçenlerde bir arkadaşımla sohbet ediyorduk.Arkadaşım,40 yaşlarında,hayatının çok büyük bir kısmını Avrupa'da geçirmiş,eğitimini ve kariyerini orada yapmış,düzgün bir insandı.Sohbetimiz esnasında,gelecek ile ilgili planlarından ve yapmak istediklerinden bahsediyordu.Bir ara ben iyi bir niyet gösterisi olarak, " İnşallah,gelecekte bu dileklerini gerçekleştirebilirsin." dedim.Bu sözlerim arkadaşımı rahatsız etmiş olacak ki,tedirgin bir yüz ifadesi ile gözlerini gözlerime dikerek, "Ben" dedi."Sizi anlamakta güçlük çekiyorum." Sizi derken,kendisinin bizim kültürümüze ait olmadığını ifade etmeye çalışıyordu.Sonra devam etti."Burada kiminle konuşsam,herkez günlük konuşmalar içerisinde bir sürü bu tip dini terimler kullanıyor.Kullandıkları bu terimlerle uyumlu bir hayat yaşasalar yine gam yemeyeceğim.Herneyse bu konu beni hiç ilgilendirmiyor.Ben planlarımı gerçekleştirmek hususunda bir irade ortaya koyduktan sonra,şartları da yerine getirdikten sonra,bana kim engel olabilir ki? Dolayısıyla sizin kullandığınız İnşallah gibi terimlerin benim anlayışımda hiç bir hükmü yok."

 

YOLCU


     Hani demiştik ya ;insanoğlunun bu dünya hayatına başlamasının nedeni: Toprağa atılmış bir tohum misali,kabuğunu  (Egosunu)  kırarak,içerisinde var olan o muhteşem  “İnsan”  potansiyelinin ortaya çıkarılabilmesidir;ölene kadar ki süreçte geçirdiği çeşitli merhaleler ise,onun bu uğurda ki yolunun ve yolculuğunun ta kendisidir…

     Yolların ve yolcuların çok çeşitlilik arz ettiği bu karmaşık dünyada,insanın kendi yolunu bulabilmesi,hem kendi özü ile ilgili,hem var olduğu evren ile ilgili,hem de içerisinde yaşadığı beşeriyetle ilgili algılamalarının sonucunda oluşabilmektedir…

     Daha değişik bir ifade ile,yukarıda saydığımız bu üç unsur,insanın bu dünya hayatındaki yolculuğuna başlaması ile birlikte,temel boyutlar olarak onun hayatını etki altına almaya başlar…


 

 

TAKSİ ŞÖFÖRÜ

     2007 yılının ağustos ayına gelindiğinde,rahmetli validem Fikriye hanımın hastalığı artık kritik bir sürece girmiş bulunmaktaydı.Bu zaman diliminde,onun hastalığı ile ilgili yaptığım koşuşturmalardan birisinde,bindiğim bir taksinin şöförü ile yol boyunca aramızda geçen diyaloğ,hayatımızı anlamlandırabilmek adına ibretlerle dolu idi...
     60'lı yaşlarda,avurtları çökmüş,saçları beyazlamış ve oldukça zayıf görünümlü olan taksi söförü,selam faslından sonra yol güzergahını sordu.Güzergahı bildirmem ile birlikte herhalde benimde sıkıntılı halimi fark eden taksi şöförü,  "Nereye gittiğimi" ve  "Ne için gittiğimi"  gibi soruları ortaya atarak,böylece aramızda bir diyaloğun başlamasına zemin hazırladı...

 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 - 5

2009 İstatistikler

mod_vvisit_counterAktif Ziyaretçi7
mod_vvisit_counterDün En Fazla25
mod_vvisit_counterBu Hafta32
mod_vvisit_counterBu Ay201
mod_vvisit_counterToplam28817